YÖNETİM
  GENEL BİLGİLER
  TARİH
  KAYMAKAMLARIMIZ
  VİZYON ve MİSYON
  FAALİYETLER
  YATIRIMLAR
  EKONOMİ
  SOSYAL HAYAT
  KÜLTÜR TURİZM
  RESİMLER
  SUNUMLAR
  SAYILARLA KAĞITHANE
  BASINDA KAĞITHANE

  KAMU KURUMLARI
  BİLGİ İŞLEM MERKEZİ
  MAHALLELER
  ODA ve MESLEK KURUMLARI
  SİYASİ PARTİLER
  BANKALAR
  NOTERLER
  SPOR KULÜPLERİ
  SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
  ÖZEL SEKTÖR

  İSTANBUL VALİLİĞİ
  İST. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
  KAĞITHANE BELEDİYESİ
  İSTANBUL PORTALI
  ETKİNLİK İSTANBUL
  HAYDİ KIZLAR OKULA

  MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
  SİVİL SAVUNMA MÜDÜRLÜĞÜ
  MÜFTÜLÜK
  MAL MÜDÜRLÜĞÜ
  SAĞLIK GRUP BAŞKANLIĞI
  HALK KÜTÜPHANESİ
  HALK EĞİTİM MERKEZİ

  STRATEJİK PLANLAMA VE UYGULAMA
  TARİHE YÖNELİK ÇALIŞMALAR
  BELEDİYE YAYINLARI

  SADABAD HABER
  YÖN GAZETESİ



  HALK KLAVUZU
  BİLGİ EDİNME
  İHBAR - ŞİKAYET
  İNSAN HAKLARI
  ÇOCUK HAKLARI
  HASTA HAKLARI
  TÜKETİCİ HAKLARI
  SYDV İŞLEMLERİ
  YEŞİLKART İŞLEMLERİ
  MUHTARLIK İŞLEMLERİ
  NÜFUS İŞLEMLERİ
  PASAPORT İŞLEMLERİ
  2022 İŞLEMLERİ
  3091 İŞLEMLERİ
  TRAFİK TESCİL BELGESİ İŞLEMLERİ
  SİLAH RUHSATI BELGESİ İŞEMLERİ

  İSTANBUL KİTAPLIĞI

Tarihinde Kağıthane deniz iskelesinin yeri şimdiki sünnet köprüsünün yanında olduğunu biliyor muydunuz ?

İskeleye gelen vapurun adının “aravapuru” olduğunu biliyor muydunuz ?


     Terkos gölünün güneydoğusunda Karatepe mevkiinden çıkan, Belgrad ormanlarından bir çok kol aldıktan sonra Haliç' e dökülen derenin ve bu derenin kıyısında kurulan yerleşme yerinin adı olup Bizans döneminde derenin ismi Barbysos, köyün ismi ise Pissa idi. Osmanlılar zamanındaki adını daha Bizanslılar devrinde burada bulunan kağıt imalathanelerinden aldığı belirtilir.Bilindiği kadarıyla bu imalathaneler 2. Bayezid dönemine kadar (1481-1512) üretim yapmaya devam etmişlerse de sonradan masrafını çıkartmadığı için kapatılmışlar.

     Osmanlılar, Kağıthane ve civarını Yıldırım Bayezid zamanında tanımışlar. Bu padişah ilk İstanbul muhasarasını Kağıthane ile Galata arasındaki sahada yapmış ve bazı kuvvetlerini Kağıthane köyü civarına yerleştirmişti. 2.Mehmet de fetihle sonuçlanacak olan İstanbul kuşatması sırasında bu bölgeye gelmişti. Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzadeleri için yapılan sünnet törenleri Kağıthane'deki eğlence ve ziyafetlerle tamamlanmıştı. Yine bu padişah zamanında buradaki tatlı suların İstanbul'a getirilmesi planlanmış ve bunun için su kemerlerinin yapımına başlanmıştır.

     Kağıthane, Kanuni'den sonra daha da önem kazanmış ve kısmen iskana açılmıştır. Kanuni' nin oğlu Şehzade Mehmed'in dadısı Daye Hatun burada bir mescit yaptırmış, bir süre sonra bunun etrafında bir tekke ile hamam ve yirmi kadar dükkandan oluşan 200 haneli bir yerleşim yeri olmuştur. 16.yüzyıl sonlarında Kağıthane'de Mirahur Kasrı ile çeşmesi yapılmış, 2.Osman zamanında ise Kağıthane sularının toplanıp su kemerlerine dağıtımının yapıldığı havuz inşa edilmiştir.

     Halkın, Kırkçeşme adını verdiği Kağıthane sularının evsafının bozulmaması için o çevrenin ekilip biçilmesi bile yasaklanmış, hatta çayırlarında sulara yakın yerlerde hayvan otlatılması engellenmiştir. Kağıthane, İstanbul halkının bir gezinti yeri olduğu gibi saraya ait atların çayıra çıkıp otladığı hatta bazı padişahların avlandığı bir yer olarak da önem kazanı, dikkat çekmiştir.

EVLİYA ÇELEBİNİN GÖZÜYLE KAĞITHANE

     Evliya Çelebi dünyaca ünlü Seyahatnamesi'nin İstanbul'u anlattığı birinci cildinde bir başkasının ağzından dolaylı da olsa , Kağıthane' yi ne güzel methediyor.
" Ey üzüntü ve kaygılar içinde zihnini dağıtmış biçare, aklını ve fikrini bitirmiş avare! Niçin gam çölünde deli gibi hüzünlenip gezer de bu güzel havalı Kağıthane'yi bilmezsin ? " Yüce Osmanlı Devleti kurulalı beri hiçbir gezinti yeri insana Kağıthane gibi bir sevinç yaşatmamıştır.Bu bayram yerini görmeyen insan bir şey görmüş değildir.

     17.asırda İstanbul' da Kağıthane ile Şehremini taraflarında baruthane vardı. Bu baruthaneler de her sene üç bin kantar siyah barut işlenirdi. Evliya Çelebi, Kağıthane' deki bu baruthaneyi de o kendine mahsus üslubuyla şöyle anlatır."Bu baruthaneyi önceleri Süleyman Han kağir olarak inşa ettirip üzerine kurşun kaplatmıştır.Ama kubbesi kağir değildir. Cebehane Ocağı'ndan barutçubaşı, kethüdası , çavuşları ve iki yüz neferi vardır.Bu arada yüz adet tunç havan vardır ki, her biri onar kantar gelir. Ve türlü türlü çarklar olup görmeye değer. Derenin üstünde çarkları ve dolapları olup, bentleri açıp dolapları dönmeye başlayınca kırk , ellişer kıyye demir desteler vurur, havanların içine barutu döküp bütün çalışanlar sopalarla barutu karıştırırlar, Allah göstermesin ,demir el havana dokunursa ateş açıp bütün işçiler ebabil kuşu gibi havaya uçarlar ki, kazalı bir yerdir. Seyretmesinde güzellik yoktur.Bu çarkların vurmasından gök gürültüsüne benzer bir ses çıkar ki insanın aklı durur!" Aklı olan ,baruthanenin çevresindeki manzarayı uzaktan seyrettikten sonra Kağıthane Tekkesi' ne gidip can sohbetleri eder diyor. Yine Evliya Çelebi'ye göre ; Kağıthane Deresi'nin suları o kadar tatlıymış ki, sabun kullanmadan bütün kirleri temizlemekte üstüne yokmuş. Çoğu kimse gömlek ve sarıklarını burada yıkarlarmış, iki kez çitilediler mi, en kirli çamaşırlar bile tertemiz olurlarmış! Kağıthane vadisi esnaf ve sanatkarların zaman zaman toplanıp , imal ettikleri malları sergiledikleri bir yer ve mesire mahalli olarak da ünlüdür.Özellikle kuyumcular, müzehhipler ve saraçlar burada toplanır ve meslekleri ile ilgili törenleri icra ederlerdi. Evliya Çelebi' ye göre ; Kağıthane mesiresi , Arap ,Acem, Hint, Yemen ve Habeş yani Asya Ve Afrika seyyahları arasında emsalsiz bir mesire yeriydi. Hatta bazı kimseler Kağıthane deresine giderek yüzerlerdi.

KAĞITHANE ve LALE

     Kağıthane 18.nci asırdan önce de laleleri ile meşhurdu.Evliya Çelebi buradaki Kağıthane Lalesi ismiyle meşhur Lale-i Gün den bahsederek Lale vakti buraya gelenlerin aklı perişan olur diye yazmıştır.

     Kağıthane'deki lale eğlenceleri sebebiyle laleye düşkünlük artmıştı.Lalenin 239 çeşidi vardı. Bu düşkünlük sebebiyle lale fiyatları ifrat derecesine yülselmişti. Halkta bu çiçeğe karşı uyanan sevgi bunun inanılmaz derecede fahiş fiyatla satılmasına vesile olmuş, ve hele lale merakının padişaha da sirayet etmesi lalenin itibarını aşırı derecede artırmıştı. Bundan dolayı 1722 Eylül tarihli fermanla lalenin her çeşidi için Çiçekçibaşı tarafından uygun bir fiyat konması İstanbul kadısına emrolunmuştur.

TARİHTE KAĞITHANE'NİN ASKERİ YÖNÜ

     Kara harekatından sonra deniz işlerine de büyük bir önem veren Sultan Selim , Haliç'te evvelce Bizans tersanesi olarak kullanılan yerde Fatih' in inşa ettirmiş olduğu eski tersaneyi Kağıthane' ye kadar genişleterek üç yüz kadar inşaat tezgahını (Göz) ihtiva edecek bir şekilde Cafer Bey' in Kaptanpaşalığı zamanında yeniden inşa ettirmiş ve bu tezgahlardan her birine elli bin akça tahsis etmiştir. 17.asırda İstanbul'da Kağıthane ve Şehremini taraflarında baruthane vardı.

     

     Bu baruthaneler de her sene üç bin kantar siyah barut işlenirdi. 3.Mustafa' nın , topçu sınıfını teşkilatlandırmak arzusuna uyan Baron dö Tott, bu hususta bir talimname yapmış ve ilk partide ayrılan altı yüz topçu neferini Kağıthane' de Avrupa usulünde talim ettirmeye başlamıştır. 3.Mustafa' nın ölümünden az evvel Fransa'dan istenilen topçular Obert adında bir topçu çavuşunun emri altında İstanbul' a gelerek işe başladılar.(1774 Ocak) Ve bu suretle Topçu Ocağı' na bağlı olmak üzere 250 nefer sürat topçusu tertip edildi. Yeşil yelek , mavi şalvarlı olan bu Sürat Topçuları , Kağıthane' de talim görüyorlardı.1791'de bu güzel teşkilat kaldırıldı. Ancak yeni göreve gelen Sadrazam, Fransa elçisine müracaat ederek tekrar uzmanlar istedi. Eski Sürat Topçuları'nı yetiştiren Obert tekrar İstanbul'a geldi.Bu defa Sürat Topçuları Ocağı 1750 ila vesiyle 2000' e çıkarıldı. 12 akçe yevmiye de 15 akçeye çıkarıldı.Haftada 3 gün Kağıthane' de talim göreceklerdi. 1793' te Nizam-ı Cedit için ayrı bir kanun çıkarıldı.Bu askerlerin önce Kağıthane' de eğitim görmesi kararlaştırıldı. Fakat bu işin halkın gözünden uzak bir yerde yapılması daha uygun bulunarak, Nizam-ı Cedit askerleri şehrin biraz daha dışındaki Levent Çiftliği'ne yerleştirildi.

KAĞITHANE LALE DEVRİ İLE DİLLERE DESTAN OLUYOR

     3.Ahmet her baharda lale mevsiminde şehzade ve haremleriyle beraber Beşiktaş' ta damadının yalısına gelirdi. Mevsime ve rağbete göre bu eğlence yerleri değişebilirdi. Bunlardan en meşhuru Sa'dabad (Mutluluk Ülkesi) adı verilen yerdi. Buranın imar edilmesi ve parça parça devlet adamlarına verilerek az zamanda ağaçlandırılması hakkında 1135 tarihli ferman neşredildi. Kağıthane asıl gelişmesini 18 yüzyılın ilk yarısında 3. Ahmed' in damadı ve sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa zamanında göstermiştir. Damat İbrahim Paşa, Çelebi Mehmed Efendinin Paris' ten getirdiği Versay bahçe ve köşklerinin planlarına göre ; Kağıthane deresinin iki tarafını parça parça hudutlandırarak yüzelli kişiye vermiş, buralara sahip olanlar o yerleri birbiriyle rekabet edercesine imar etmişlerdi. Bundan dolayı Lale Devri' nde Haliç' e kadar Kağıthane Suyunun iki tarafı ve Alibey Deresi mükemmel yalı ve köşkler ve fevkalade bahçelerle süslenmişti. 10 Ağustos 1722 tarihinde tamamlanan Kasr-ı Hümayun ve civarına Sa'dabad (Mutluluk Ülkesi) adı verilmiştir. Derede çağlayanlar yapılmış, geceleri kaplumbağalar üzerine mumluk dikile rek lale bahçeleri arasında çırağanlar düzenlenmeye başlanmıştır. O yıllarda Kağıthane' de lale tarlaları, havuzlar, fıskiyeler ve renk renk görünen köşkler birbirini tamamlayan unsurlardı. Kağıthane' deki köşk ve bahçelerde icra edilen türlü eğlenceler, elçi kabul törenleri, düğünler başta Nedim olmak üzere devrin şairlerinin şiirlerinin ve ünlü bestekarlarının bestelerinin okunduğu toplantılar göz kamaştırıyordu. Kağıthane' nin en önemli tanıklarından Nedim, bu eğlenceleri dizelerinde şöyle anlatır.

"Bir sefa bahşedelim gel şi Dil-i naşede,

Gidelim serv-i revanim yürü Sa'dabad'a,

İşte üç çifte kayık iskelede amade,

Gidelim serv-i revanim yürü Sa'dabad'a "

     Denizin, derenin, yeşilliğin, ormanın bir arada bulunduğu Kağıthane, koca İstanbul'un en ünlü seyir haline gelmiş, zevk ve eğlence alemleri hep burada yapılır, halk akın akın hep buraya koşar olmuş, özellikle tatil günü olan Cumalar çayırda yer bulunmaz, kalabalıktan iğne atsan yere düşmezmiş, Kağıthane'nin çevresi o kadar genişmiş ki, neredeyse İstanbul halkının üçte birini alabilirmiş. Varlıklı kimseler ahçılarını, hizmetkarlarını, uşaklarını da beraberinde getirirlermiş. Orta halliler evden pişirip getirdikleri söğüş etle, sardıkları dolmalar, kaynattıkları yumurtalar ve döşedikleri böreklerle yetinirlermiş. Bu eğlence mekanında zengin şımarık beyler faytonları deli gibi sürer, ya yaşlı bir kadına ya da anasının dizinin dibinden nasılsa uzaklaşmış küçük bir çocuğa çarpıverir, o zaman da zaptiyeyi bulma telaşı başlarmış.Akşam güneşinin batması yaklaşınca, zaptiyeler halka evlerine dönme zamanının geldiğini haber vermek üzere harekete geçerlermiş. Birçoklarına göre Kağıthane safasının asıl zevki dönüş yolunda yaşanırmış. Özellikle de deniz yoluyla dönülüyorsa kayıklar dereden Haliç' e çıkarak Boğaz' a doğru yollanırken bazı kayıklarda fasıl çalınıp şarkılar söylenir, oyunlar oynanırmış. Bazı kimseler dönüş şenliklerini seyretmek için Eyüp' ün önündeki adacıklara yanaşırlar, bir süre de orada oyalanırlarmış. Aralarında ta Boğaz köylerine ya da Fenerbahçesi' ne kadar gidecek olanlar bile çıkarmış. Kağıthane' ye kadar gidemeyenler ise çoluk çocuklarını alıp Fener ve Cibali kıyılarında oturarak hiç olmazsa Kağıthane' den dönenleri seyrederek teselli bulmak isterlermiş Haliç' in o kıyısı hayli ihmale uğradığı için yer yer çöplük halindeymiş, ve kıyıda çöpleri karıştıran Köpekler hiç eksik olmazmış. Satıcıların bayat yemişlerini yiyerek avunmaya çalışanların doluştuğu bu kıyı bölümüne halk " Bitli Kağıthane " adını vermiş.

PATRONA HALİL İSYANIYLA KÖŞK VE YALILAR YIKILIYOR

     Kağıthane' de yapılan eğlence ve törenlerin israf derecesine varması fakir ve işsiz İstanbul halkı ile İbrahim Paşa' ya rakip kimselerin hasedini çekmiş,diğer bazı sebeplerden dolayı 1730' da Patrona Halil önderliğinde çıkan isyan Kağıthane' nin ihtişamını sona erdirmiştir. Bu isyan sonucu 3.Ahmed' in tahttan çekilerek, 1.Mahmud' un hükümdar olması üzerine bu mevkilere karşı kinlerini ortaya koyan Patronacılar ve işsiz halk, İstanbul Kadısı Divane İbrahim Efendi' nin teşvikiyle yüz yirmiye yakın yalı ve köşkün yakılmasını istemişlerse de genç padişah bu işin önlenmesine çare olmadığını görerek; " Yakılmasına rızam yoktur, düşmanlarımıza ve Hıristiyan alemine rezil oluruz, ancak yıkılmasına müsaade ettim " diye Hatt-ı Hümayun göndermek suretiyle yakılmasına müsaade etmemiştir. Bunun üzerine padişahın Eyüp' te kılıç kuşanma töreni esnasında " Sa'dabad' ta köşkü olanlar bilsinler, bugünden sonra üç güne kadar köşk sahiplerini köşklerini yıksınlar" diyerek köşklerin yıkılması tellallarla ilan edildi. Fakat köşk sahiplerinden evvel ayak takımı hücum ederek ne kadar bina varsa yıktıkları gibi yetişmiş ağaçları bile keserek üç gün içinde o cennet gibi yerleri harabe haline getirdiler. Sa'dabad'ın tahribinden sonra Sultan Mahmud buraları Bostancı Ocağı'na verip onlar vasıtasıyla harap olmasını önlemiş , Çağlayan kısmı yeniden ihya olunarak bir sayfiye haline geldi.

LALE DEVRİ SONRASININ KAĞITHANE'Sİ

     3.Selim döneminde başta Kasr-ı Hümayun olmak üzere bazı bina ve çeşmelerin tamirine başlanmıştır. 2.Mahmut 1808' de Sened-i İttifak'ı imzalamak üzere gelen Ayan temsilcilerini Kağıthane' deki Çağlayan Kasrı' nda kabul etmiştir. 1809' da 2.Mahmut' un emriyle Çağlayan Kasrı ve diğer bazı kasırlarla Nevşehirli Damat İbrahim Paşa' nın yaptırdığı cami yeniden inşa edilmiş, böylece Kağıthane eski canlılığına tekrar kavuşmaya başlamıştı.1814' te ihyası tamamlanan Kasr-ı Hümayun ve müştemilatı padişahlara layık bir tarzda döşenmiş, aynı yılın nevruzun da 2.Mahmut haremiyle birlikte buraya gelerek birkaç gün kalmıştır. Daha sonraki yıllarda da burada çeşitli vesilelerle ziyafet düzenlenmesine ve törenler yapılmasına devam edilmiştir.1835' te Şehzade Abdülaziz , burada yapılan bir törenle Kur'an-ı Kerim'e başlamış, ertesi yıl Şehzade ile büyük kardeşi Abdülmecid' in sünnet törenleri burada yapılmıştır. Padişah olduktan sonra da Kağıthane'ye ilgisini sürdüren Sultan Abdülaziz, Kağıthane Deresi' nin iç kısmının iki yanındaki rıhtımları yaptırmış, gümüşten dümdüz bir cetveli andırdığı için de buraya "Cetvel-i Sim" denmiştir. En güzel yeri de Kağıthane Köprüsü' nden suni çağlayanların seyredildiği yerdi. Bahar gelince çoğalan sular mermer yatağından şırıldayarak, suni çağlayanlardan düşerken de köpükler saçarak akarmış. Bahar aylarıyla birlikte Sultan Abdülaziz' in, Kağıthane' ye geldiği, hatta birkaç gün kaldığı görülürmüş. Bu arada Cuma Selamlığı da oradaki camide göz kamaştırıcı bir törenle yapılırmış. Önde bando erleri parlak renkli üniformalarıyla marşlar çalarak yürür, seyre gelen halk da " Çok yaşa padişahım " diye bağırarak Sultanı selamlarmış. Padişahın burada her baharda askere kuzu ziyafeti çekmesi Kağıthane' nin gelenekleri arasına girmiş. Erkenden Sa'dabad' ın yolunu tutan askeri öğrenciler çayıra yayılınca koşar, eğlenir, türlü oyunlar oynar, öğle olunca da kuzu dolmaları yer , su yerine de buz gibi limonata içerlermiş. 2.Abdülhamit 1893 yılında Kağıthane çayırına abidevi bir çeşme yaptırarak, buranın imarına katkıda bulunmuştur.1914' te üç subay tarafından İttifak Çeşmesi adıyla bir çeşme de inşa edilmiştir.

20'NCİ YÜZYILIN KAĞITHANE'Sİ

     Türkiye' nin ve İstanbul' un ilk termik santrali 1913' te Kağıthane' de Silahtar Mevkii' nde kurulmuş, 1914 yılının Şubat ayında da faaliyete geçmişti. 1940' larda harp seneleri boyunca zaman zaman özellikle fırtınalı kış günlerinde gazetelerdeki, eğer Zonguldak' tan yola çıkan kömür gemisi iki güne kadar İstanbul' a varamazsa, fabrikanın duracağına, İstanbul' un karanlıkta kalacağına dair haberler hep yürek oynatırmış, elektrik olmazsa evlerdeki ampuller yanmayacağı gibi tramvay da çalışmaşmış. Ama her seferinde de gemi Karadeniz' in azgın fırtınalarına rağmen bata çıka İstanbula varmayı başarır.İstanbullular da karanlıkta kalmaktan kurtulurlarmış. Bir savaş çıkarsa düşmanın ilk bombalayacağı yerin Silahtarağa olacağından söz edildikçe de insanların yüreği ağzına gelirmiş.1952' ye İstanbul' un elektriğini tek başına Silahtarağa'daki santral üretti.1983' te faaliyetine son verildi. 1.Dünya Savaşı'ndan sonra büyük ihmale uğrayan Kağıthane yeniden harap olmaya terk edilmiştir. Buradaki tarihi binalar bakımsızlıktan teker teker ortadan kalkmıştır.2.Mahmut tarafından onarılarak "Çağlayan Kasrı" olarak adlandırılan Sa'dabad 1940' larda yıkılarak askeri okul inşa edildi. Bugün ünlü bahçesinin en önemli özelliklerinden biri olan mermer kaplı kanal ve çağlayanları yapan mermer kaselerden birkaç parça kalmıştır. Halen Belediye Meydanı' na bakan "Daye Hatun Camii" bu devirlerden günümüze ulaşmıştı. Eski İstihkam Okulu'nun yapıldığı yerde eski kasr yanında günümüze gelmiş olan "Sa'dabad Camii" bulunmaktadır. 1940' lı yıllar Kağıthane için sonun başlangıcı olur.1937 Henry Prost imar planı ile ecdat yadigarı kasırların tamamı yıkılır. Envai çeşit lalelerin renk kattığı Kağıthane vadisi sanayiye açılır. Ve 1950 sanayi planı ile Kağıthane son darbeyi alır. Kağıthane 1950'lerden beri fabrikalaşmayla imalathaneleri ile yoğun bir sanayi bölgesi halini almış. Hızla yapılan gecekondularla da geçen yüzyılın sonlarına kadar tertemiz akan Kağıthane Deresi' nin önce suları azalmış, sonra da dere tümüyle sanayi atıkları ile kirlenmiştir. Bu değişim arasında ahşap kuş kafesi gibi küçücük vapur iskelesi de yok olup kayıplara karıştı. O zamanlar da su hayli sığ olduğundan Haliç vapurlarının hepsi Kağıthane' ye kadar gidemezler, dereye ancak önü arkası yuvarlak altı düz küçük olanlar girebilirdi.1956-57 kış tarifesinden Kağıthane' ye sabah akşam ancak iki kere vapur uğradığı anlaşılıyor. Peki ya bugün ? Kağıthane 1955' e kadar Eyüp'e bağlı bir köy iken 1955-1963 arası Şişli' ye bağlı bir köy yapılmış.1 Mart 1963' te Şişli İlçesi Belediyesi' nin bir şubesi olarak Kağıthane Belediyesi kurulmuş. 08.07.1987 tarih ve 19507 sayılı Resmi Gazete' de yayınlanan 3392 sayılı kanunla Şişli İlçesi' nden ayrılarak müstakil bir ilçe olarak kurulmuştur. 19 mahalleden ibarettir.




















Kağıthane'ye Hükümet Konağının yapıldığını biliyor muydunuz ?

Evet

Hayır


Aktif :
2
Toplam Gosterim :
422
IP'niz :
38.103.63.61

ANASAYFA    KAĞITHANE    ULAŞIM   SIKÇA SORULAN SORULAR  ( SSS )